Saturday, 3 February 2007

Nasıl bir interrail? - 2

Gelelim yalnız başınıza interrail yapma mevzusuna. Şüphesiz bu durumun en büyük artısı isteseniz de istemeseniz de bir sürü yeni insanla tanışmanız. Ayrıca yalnız başınıza böyle bir yolculuğu yapabiliyor olmanız da size çok önemli bir özgüven kazandıracaktır. Çok farklı düşünceler içerisine girebilir, kendinizi bir an felsefeye vermiş bile bulabilirsiniz. Olumsuz yanlarına gelirsek yanınızda bazı şeyleri paylaşacak kişiler bulunmadığı için zaman zaman kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Bir de birkaç dakikalığına olsa bile eşyalarınızı emanet edebileceğiniz birileri olmayacağından tuvalete bile çantanızla gitmek zorunda kalacaksınız. Bunu hiç küçümsemeyin, çünkü yolculuğunuz sırasında bu ve buna benzer birçok durumla karşılaşacaksınız. Zaman zaman güvenebileceğiniz birilerinin eksikliğini hissetmek bence en büyük probleminiz olacak. Genel olarak konaklama ve yemek masraflarınızda da bir artış olabilir. Tabi bu size kalmış, isterseniz konaklamayı bedavaya bile getirebilirsiniz. Bunun için Hospitality Club, Servas ve CouchSurfing tarzı oluşumlardan yararlanabilirsiniz. Kalabalık olduğunuzda -beraber kalmak isteyeceğinizi varsayarsak- bu oluşumlardan yararlanmanız da güçleşiyor çünkü. Bunlarla ilgili bilgileri ileride detaylı olarak da vermeyi düşünüyorum. Yalnız başınıza interrail yapmanızın artılarına geri dönersek bir bakmışsınız ki dünyanın öbür ucundan gelen bir adamla arkadaş oluvermişsiniz. Interrail'in sonunda ise kendinizi dünyanın türlü türlü yerlerinden gelmiş farklı insanların özgün hikayelerini dinlemiş olarak bulacaksınız.

Bir arkadaşım interrail'e çıkmadan önce okumam için bana bir kitap vermişti. Gizem Altın'ın kendi yaptığı interrail yolculuğunu anlatan ve ülkemizde interrail üzerine yazılmış ilk kitap olan "Bir Bilet Al" yalnız başına interrail yapmak isteyenler için karşılaşabilecekleri olası durumları ve duyguları özetleyen, onlara yola çıkma cesareti ve heyecanı aşılayan bir kitap. Bence interrail yapmadan önce okunması gerekli, özellikle de yalnız başınıza çıkacaksanız. Bu kitaptan etkilendiğim için mi yoksa şartlar öyle gerektirdiği için mi bilmiyorum ama ben de 1-2 günlüğüne de olsa yalnız başıma bir interrailcik yapmış oldum. Olayların gelişimini ileride anlatacağım. O yüzden şimdilik bu kısa zaman zarfındaki tecrübelerimin konuyla bağlantılı olan kadarını anlatmak istiyorum.

3 kişilik gruplara ayrıldıktan sonra ben Sevilla'da ayrılıp Cordoba'ya geçtim ve daha sonra Granada'da tekrar buluştuk. Cordoba'ya daha yeni varmış, kalacak yer ararken benim gibi şehre yeni gelmiş bir Amerikalıyla tanıştım. Beraber kalacak yer bulduk ve biraz sohbet ettik. Kaldığım odayı ise bir Japon, bir İspanyol ve bir Alman ile paylaşıyordum. Temel fıkralarını andıran bir durumdu anlayacağınız. Bu kısacık sürede bile birden 4 farklı milletten insanla tanışıp biraz olsun hikayelerini dinlemiş oldum. Sanırım bu somut örnekle yalnız başınıza olduğunuzda insanlarla tanışmanızın çok daha kolay olduğunu anlatabilmiş oldum. Açıkçası grup halindeyken bu kadar fazla kişiyle tanışma imkanım olmamıştı. Yine de bu gezinin tamamını yalnız başıma yapmayı istemezdim. Ama iyi ki böyle bir fırsat doğmuş ve farklı bir interrail'in de tadını almışım diyorum. Sanırım optimum interrail yolculuğu için grupça yola çıkıp belli noktalarda ayrılıp tekrar buluşmak en iyisi. Böylece interrail'in her iki halini de yaşamış olursunuz.

3 comments:

MARTI said...

Merhaba, bu blog interraile cikmadan once oldukca isime yaramisti, hatta interrail-tr grubuna bile yazmistim bunu :) sonunda ben de interraili gereklestirdim. Insan hic bitmesin istiyor.

imago said...

İşine yaradığına sevindim. Çok fazla boş vakit bulamadığımdan bir türlü tamamlayamadım. Bir gün tamamlayabilirim diye umuyorum. Bu arada bloguna baktım da oldukça keyifli bir video olmuş.

cornellius said...

umarım benim de yarar....
biletimi yarın almaya gidicem. aslında daha önce alırdım ama GOcard almayı bekledim. 6 taksitle alıcam fena halde kar yaptım. direk bilet parası cebime kaldı.. orda yemelik artık :)